Boğaziçi Üniversitesi
144 öğrenci ve mezun anlattı.

Kampüs Anlatımları

Çünkü Boğaziçi Üniversitesi deyince akan sular duruyordu o zamanlar. Güzel bir etikete, sağlam bir eğitime sahip olacaktım. Oldum mu, evet oldum.
Boğaziçi Üniversitesi bence, hazırlık yılıyla birlikte 5 senelik huzurlu bir yuva vaad ediyor, ve vaadlerini karşılıyor. Ha bittiğinde sudan çıkmış balık gibi ne biliyim sokağa atılmış kedi gibi hissediyorsunuz ama olsun. Yılda bir kere homecoming'ine gidip nostalji yapmak için bile değer.
Bunlar dışında eğitim dediğimiz şey üç aşağı beş yukarı benziyor belli üniversitelerde ya da eğitimle ilgili, varsa eğer, açığı kendi çabanızla da kapatabilirsiniz.
Kampüs mevzusuna gelince, herkesin kampüsü kendine güzel ama hiçbir yer bir manzara etmez benim gözümde :) Bol miktarda kulüp ve lise düzeyinde muhtemelen varlığından haberdar olunmayan konularda seçmeli ders imkanı falan filan. Mühendisliğe girilip yönetmen olarak çıkılabilen yer en nihayetinde.
Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’nin birçok açıdan en farklı ve önde gelen üniversitesi. Bunun nedenleri arasında özgürlükçü yapısı, farklılıklara saygılı duruşu, zengin kulüp faaliyetleri, akademisyenlerin birikimi ve tabi ki kampüs hayatı sayılabilir. Ancak bana kalırsa üniversitemi diğer üniversitelerden ayıran en önemli faktör Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan neredeyse her öğrencinin daha iyi bir gelecek için sürekli somut bir şeyler ortaya koymaya çalışması ve bu durumun da tek tek herkesin kendisini geliştirmeye iten olumlu bir rekabet ortamı doğurması. Ayrıca farklı dünyalardan ve görüşlerden birçok insanla bir arada yaşıyor ve öğreniyor olmak kişilerin ufkunu inanılmaz ölçüde genişletiyor. Bu da Boğaziçi’nde eğitim alan kişilerin özgüvenlerini arttıran bir etken.
Tüm cevapları (41) görmek için tıklayın.
İnsanların kafası rahat. Ters ters bakan olmaz, amuda kalkıp yürümeye kalksan en fazla 3sn dikkat toplayabilirsin herhalde. Ayrıca özgürlükçü bir ortamı destekliyor, siyasi düşünce, etnik köken, dini inanış ya da cinsel yönelim gibi tüm konuların bu üniversitede özgürce ifade edilebildiğini ve sınırlanmanın olmadığını gördüm. Okulun insanın içini açan kampüsünü, kampüsün insanda uyandırdığı gurur ve mutluluk duygusunu bir kenara bırakırsak, öğrenci kulüpleri açısından da geniş seçenekler sunması öğrenci için cezbedici oluyor. Bir de az kontenjan dolayısıyla çok farklı bölümlerden çok farklı insanlarla tanışmak mümkün oluyor ya da bölüm içerisinde gruplaşmalar olmuyor, herkes birbiriyle yardımlaşabiliyor. Ayrıca büyük kütüphanesi, boş zamanınızda gidip film izleme ya da plak dinleme olanağı sunması da “student friendly” bir okul yapıyor. Diğer yandan da hocaların eğitimlerine baktığımızda alelade bir hocanın bile Harvard, Yale gibi yerlerde doktorasını tamamlamış olabilmesi, ödülleri olması, kısaca eğitim kadrosu sevdiğim yönlerinden. 0 ingilizce eğitim uygulanmasıyla yabancı kaynaklardan da (Örn: Yale ya da MIT gibi) dersin takibini mümkün kılıyor. “Music Appreciation” “Introduction to Filmography” “Humanity” “Sculpture” gibi insanın ilgi alanına öre yönelebileceği dersler sunması da ayrı bir güzel. He bir de, baya parti filan yapıyor bu okul, benim ilgimi çekmez ama hoş şeyler yapıyor. Bir de spring break’te herkes magic break adı altında Antalya’ya filan gidiyor. Sosyal bir okul kısaca.
Okulumuzun bürokratik yapısı ağır ve katı olmadığından birçok dersi farklı zamanlarda alabiliyorsunuz. Bu sayede bölümümü 3 yılda bitirebildim. Okulumun farklı bölümlerden ders almayı teşvik etmesi sayesinde 9 farklı bölümden birçok ders aldım ve dünyam genişledi. Bütün bunların yanı sıra belki de en önemli artısı kulüplerin ve öğrenci toplulukların varlığı ve etkinlikleri. Öğrencilerin insiyatifi gelişmekte ve eğitimin getirdiği tek boyutluktan çıkılmakta. Mithat Alan Film Merkezi sayesinde geniş bir film arşivi öğrencilerin kullanımında bulunmaktadır. Kütüphanemizin sağladığı olanaklar arasında bulunan geniş bir müzik arşivi ve bu kayıtları kütüphanede dinlemek benim en çok hoşuma giden olanaklardan yalnızca biri. Öğrenci kulüplerinin de etkinliği sayesinde yüzmeden yelkene, briçten futbola, satrançtan tenise kadar birçok spor dalıyla uğraşma şansını elde ediyorsunuz. Okulun bulunduğu konumu ve doğal ortamı da çok seviyorum. Deniz esintisini özlediğimde bebek sahiline inip yürüyüş yapıyor, boğaza karşı oturmak istediğimde petek’te ya da manzarada oturuyor, boğaz köprüsü karşısında yemek yemek istersem de ağaç eve gidiyorum.
Tüm cevapları (33) görmek için tıklayın.
Ders kayıt sistemi olarak açılan, girilen andan itibaren de registration diye anılan sistem felaket! Bir sabah saat 10'da kalkıp bütün iyi kalbinizle bilgisayarın başına oturup iki saat sonra daha sisteme giriş bile yapamamış ve bu sebeple saçınızı yolma durumuna gelmiş olabilirsiniz.
Bence bir başka problem kontenjan problemi. Kampüs büyük bir kampüs değil hatta baya baya da küçük. Kontenjanların ayarsız artması kampüsün kaldıramayacağı bir kalabalık yaratıyor. Bu da yurtlardaki ve dersliklerdeki insan sayısını, seçmeli dersleri rahatça alabilme olasılığınızı düşürüyor. En basitinden güzel bi havada manzaraya indiğinizde boş bank bulamıyorsunuz falan :) Öğrenci sayısı olarak bakıldığında epey küçük bir okul Boğaziçi Üniversitesi ve küçüklüğüne bakmadan ayarsız büyüme yolunca YÖK sağolsun...
En nihayetinde devlet okuludur. Özel üniversiteler gibi güzel kokan tuvaletleri, öğrencinin peşinden koşan öğretim görevlileri / okul çalışanları yoktur :D Okulun akademik ve idari kadrosunun tam anlamıyla öğrenci düşmanı gibi davrandığı durumlar boldur. Pohpohlanmazsınız.
Tüm cevapları (34) görmek için tıklayın.
Kısa, öz ve net olarak Boğaziçi Üniversitesi'ni yerim, sonra da bittiğine üzülürüm.
Evet, okulumu seviyorum.
Tüm cevapları (37) görmek için tıklayın.
Kilyos'a gidiniz efendim. ORada bir sene feleğin çemberinden geçe geçe ingilizce öğreniniz. Zira benim gözümde Kilyos'un havasını solumayan, soğuğunda (rüzgarında) hasta olmayan Boğaziçili değildir. Olmayacaktır. Geri kalanı gelince yaşayarak öğreniniz, öylesi daha sağlıklı.
Öncelikle havalara girmeyin çünkü etrafınızdaki herkes Boğaziçili, küçümseyerek baktığınız çocuk Türkiye 1.si çıkabilir :) Amerikan kolejlerinden ya da yurtdışından gelmiyorsanız hazırlık okumanız gerekebilir, İngilizce gözünüzü korkutmasın çünkü ilk yılınızda biraz kendiniz de gayret gösterdiğiniz takdirde bölüm için gerekli temel İngilizce'yi öğreniyorsunuz. Bir de, kısaltmalara ve akademik terimlere birkaç ay içinde hakim olunuyor, ondan da gözünüz korkmasın :)
Tüm cevapları (11) görmek için tıklayın.
Bölümlerin(YÖK kontenjan artırsa da) çok kalabalık olmaması sebebiyle yurtdışı kotalarının bölüm kontenjanına oranı yüksek. Erasmus ile yarım ya da tam bir sene boyunca bir Avrupa üniversitesine kabul almak ve gitmek kolay. Bunun yanında, Amerikan ve Uzakdoğu üniversiteleriyle de eskiden imzalamış ve halen yeni imzalar atmakta olduğu anlaşmaları sayesinde exchange öğrencisi olarak gidilebiliyor.
Eğer yurt dışında Ivy League ayarında bir okula gitmek istiyorsanız, Boğaziçi bunun için en uygun yer. Yabancı dil eğitimi, hocaları ve genel olarak rahat ve akademik atmosferi nispeten bu okuldan yurt dışına başvurmayı kolaylaştırıyor. Ayrıca köklü bir eğitim kurumu. Çoğu istenilen okul, çok fazla başvuru aldığından köklü olmayan okullardan başvuru kabul etmiyor. Açıkçası akademik çalışmak isteyen birisi olarak ben çok faydasını gördüm.
Tüm cevapları (6) görmek için tıklayın.
Boğaziçi Üniversitesi yurtları şartları açısından gayet rahat yurtlardır. Hazırlık yılında eğer ilk 100'e girmediyseniz Kilyosta kalırsınız. Yurtları 4 kişiliktir. Şimdi bir de 3. yurt açılmış orda 3. yurt nasıldır nedir hiçbi fikrim yok ama ben 1. Kilyosta kalmıştım. 8 kişilik daireydi (2 tane 4 kişilik daire). Güzeldi. Sonra eğer hazırlığı geçerseniz Güney yada Kuzey yurtlarına geçersiniz. Yurt seçimleri-kuraları hiyerarşik sıralamaya göre olur ve oluşturduğunuz odadaki bütün insanların o dönemki kredileri hesaba alınarak oluşturulur. Bütün yurtlarla ilgili bilgiyi websitesinden alabilirsiniz. Bunlar dışında rahattır, giriş çıkış saati problemi olmaz. Yurtta kalmadığınız zaman ebeveynleriniz aranmaz. Ebeveynlerinizin numarası bile alınmaz. Tatlıdır. Bir de sürveyanlık sistemi vardır. Yurt yönetimine bi nevi ortak olursunuz daha az kişiyle daha geniş odada kalırsınız haftada beş gün sorumlusu olduğunuz odaların 12de yoklamasını alırsınız. Bunun dışında belli başlı sorumluluklarınız olur ama bu sayede şahane arkadaşlıklar kurarsınız. Bir de sorumluluk ben de asarım keserim kafasına girmezseniz yurdun tamamını tanır, selamdaş olursunuz. Minnoş bir sistemdir. Bunun içinde her sene nisan ayı gibi yamulmuyosam mülakat yapar yurtlar müdürlüğü. Her yurt müdürünün kendince kriteri olmakla birlikte mülakatta bulunan bütün yöneticilerin ortak puanlandırma sistemiyle değerlendirilirsiniz. Genel olarak ne aşırı obsesif-sorumlu ne de lakayt tipleri sevmezler. Olmaya çalışın mutlu olursunuz. 5 sene yurtta kaldım, son 2 senesini 3. Kuzeyde sürveyan olarak geçirdim. Ayrılırken evimi terkediyorum sanki diyordum ama orası hala benim evim!
Devlet yurdu ve Superdorm isminde, iki yurt seçeneği var. Devlet yurdu prosedürü genel prosedüre dahil. Şehir dışında ikametgahı olan öğrencilere öncelik veriliyor. Superdorm ise nispeten daha pahalı ve nispeten daha konforlu kabul edilir. Yarı-özel bir işletme olarak kabul edilebilir. İki tür yurt da kampüsün içerisindedir. Öğrencilerin bir kısmı Hisarüstü mahallesinde, bir kısmıysa civar mahallelerde ev tutmayı tercih eder.
Tüm cevapları (6) görmek için tıklayın.

Video Anlatımlar

Business Intelligence & SEO Analyst
Business Intelligence & SEO Analyst
Interactive Marketing Manager
Üniversitedeyken hep öğrenci kulüplerinde çalıştım, orada yönetim kurulu üyeliği yaptım. Dolayısıyla hep aktif bir öğrenciliğim oldu. Ben öğrencilere ilk önce onu söyleyeceğim. Yani eğer ilginiz olan bir kulüp varsa mutlaka orada olun ve aktif olarak bulunun. Çünkü ben bunu daha sonra iş bulurken çok kullandım. Bunu sanki daha önce bir iş tecrübem varmış gibi satabildim. Çünkü yönetim kurulundaydım, saymanlık yaptım, bir sürü organizasyon yaptım, sponsorluk buldum. Ben aslında pazarlamanın temellerini orada attım. Dolayısıyla bu çok önemli. Bunu yapabiliyorsanız hakikaten yapın. İkincisi; ben iki yaz dönemi boyunca üç ve beş aylık iki tane staj yaptım, ki ben bunlardan çok yararlandım. Çünkü bu bana bir yeni bir ufuk ve yeni pencereler açtı. Yeni insanlar tanıdım. Bir network, bir çevre edindim. Bu da bana bir sonraki işimin kapısını açtı. Dolayısıyla öyle 1 aylık değil ama hani 3 aylık 5 aylık stajlar yapıp hakikaten sorumluluk almak o stajda bana çok şey kazandırdı. Dolayısıyla bunu da mutlaka öneriyorum.
Business Intelligence Analyst
Ben Management Information Systems’tan 2013 yılında mezun oldum. Önce biraz bölümden bahsedelim. Çok az üniversitede olduğundan dolayı çok bilinen bir bölüm olduğunu düşünmüyorum. Aslında yurtdışında çok fazla bilinen ve aranılan bir bölüm. Çünkü genelde mühendislik bilimleri dediğimiz bilgi teknolojilerini ve sosyal bilimler dediğimiz pazarlama, insan ilişkileri, insan kaynakları, insan yönetimi, finans, etik, ekonomiyi tek bir pakette sunabilen bir bölüm. E tabi ki böyle olunca da talebi son kullanıcıdan alıp, onu işleyip, teknik olarak dökümantasyonunu yapabilecek ve belki de yazılımını bile yapabilecek insanlar yetişiyor. Bu gerçekten çok önemli. Çünkü zaten kaos raporlarında bile gördüğümüz şey, projelerin en önemli failure sebeplerinden bir tanesi son kullanıcıyı anlayamamak. Ama MIS bölümü gerekten son kullanıcıyı anlayan elemanlar yetiştiriyor ve tam ara eleman dediğimiz elemanları MIS mezunlarından kapmak mümkün. E tabi ki bunun Boğaziçi Üniversitesi’nde olması bana sosyal olarak bir sürü fayda sağladı. Boğaziçi’nin gerçekten sosyal yaşamı ve tabi ki sunduğu olanaklar çok güzel. Çünkü mezun olduğunuzda öyle kimse sizi işe almak için kapıda beklemiyor. Böyle bir şey yok. Eskidenmiş. Ama bir yere başvurduğunuzda tabi ki güzel bir etiket oluyor. Ben bu yüzden bölümümü de, okulumu da seviyorum.
Supply Planner
Ben Exchange’e 3.sınıfın sonbahar döneminde Amerika’ya The George Washington Üniversitesi’ne gittim. Orada 6 ay kadar zaman geçirdim ve bu 6 ay benim hayatımda eşsiz bir deneyim oldu. Orada birçok milletten, kültürden insanlarla iletişim içine girebilme fırsatım oldu ve onlarla çeşitli projeler yaptığım için farklı kültürlerin iş yapış biçimlerini, onların hayata bakış şekillerini öğrenme fırsatım oldu. Bunun yanısıra Amerikan kültürü veya dünyada ne olup bitiyor konusunda oldukça bilgi sahibi oldum, belki de başka hiçbir yerde edinemeyeceğim bilgileri edindim bu program sayesinde. Diğer bir artı yanı da 6 ay boyunca ailemden uzak yaşadım ve ilk defa bu kadar uzak bir hayat sürdüm. Dolayısıyla bunun da hayatta kendi işlerimi kendi kendime yapabilme becerisini çok geliştirdiğini düşünüyorum. Ek olarak orada çok sıkı dostlar edindim ve bu dostluğumuzu hala devam ettiriyoruz, her sene çeşitli ülkelerde bir araya gelip eski günleri yad ediyoruz.
Marketing Manager
İlk yıllarımda Master’a başvurdum. Galatasaray Üniversitesi İşletme Master’ını, işimde çalışırken eş zamanlı olarak yürüttüm. 2 yıl sürdü ve çok zor bir süreçti. Politika okuyan bir insan olarak hem İşletme derslerini görmek hem de Finans ağırlıklı dersler almak benim için çok önemliydi. Dolayısıyla bu anlamda kendimde hissettiğim eksikliği kapatmış olduğumu düşünüyorum. Bunun dışında Galatasaray Üniversitesi çok farklı bir dünya olduğu için ona ekspoze olmak ve farklı şeyler görmek benim için güzel bir deneyimdi. Pişman değilim, bir daha olsa bir daha yaparım.
Tedarik Operasyonları Zinciri Müdür Yardımcısı
Bu bölüm bana az zamanda çok iş yapmayı öğretti. Her zaman bir yoğunluğunuz oluyor ve çoğu zaman derslere proje bazlı çalışıyorsunuz. Doğal olarak 2-3 kişilik gruplarla çalıştığınız için zamanınızı topluluğa göre ayarlamayı öğrenip kalan zamanları kendinize ayırıyorsunuz. Bunun yanında Boğaziçi Üniversitesi'nde hiçbir öğrenci sadece derse gidip gelmez, kendisini geliştirmek için ayrıca zaman ayırması gerekir. Dolayısıyla en iyi öğrendiğim şeyler; zaman yönetimi ve grup çalışmasıdır.
Tedarik Operasyonları Zinciri Müdür Yardımcısı
Boğaziçi Üniversitesi, özgürlük ve insanların birbirine saygı duyması demektir. Okulda ilk öğrendiğim şey buydu. Çok farklı yerlerden çok farklı insanlarla bir araya geliyorsunuz ve o insanlar ne olursa olsun, yaşamlarına saygı duymak zorundasınız. Bu sayede size de aynı şekilde saygı duyulacaktır. Okul bu kültürü alttan veriyor. Dolayısıyla herkesin birbirini olduğu gibi kabul ettiği bir yapıda öğrenim görüyorsunuz. Bunun dışında hiçbir öğrenci sadece derse gidip gelerek mezun olmuyor. Pek çok kulüp aktivitesine veya sosyal aktivitelere katılıyor. Bunlara dahil olmak istiyorsanız veya kendinizi hangi alanda geliştirmek istiyorsanız o alanın imkanları güzel bir şekilde sunuluyor. Ne yapmak istiyorsanız ona dair bir kulüp bile açabilirsiniz. Doğal olarak okul size kendinizi geliştireceğiniz alanlarda inanılmaz bir özgürlük sağlıyor.
Tedarik Operasyonları Zinciri Müdür Yardımcısı
Bölüm hocaları tarafından Endüstri Mühendisliği üzerine kurulmuş ve Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yer aldığı bir kulüptür. Bu kulüp, bütün bölümlere açık olarak işliyor ve genel olarak yaptığı iş kariyer üzerine. Öğrencilerin ileride hangi sektörlerde çalışacağı üzerine işleyen ve grup çalışmasını deneyimlemek isteyen öğrenciler için bulunmaz bir fırsattır. Bana kulüpte en çok zevk veren şey, hem küçük bir kulüp yapısı olması hem de hiyerarşik hiçbir yapısı olmaması. Çünkü biz zaten hayatımızın kalanında ve iş dünyasına geçtiğimizde hiyerarşik yapılarda çalışacağız ama burada biz öğrenciyiz ve bir şeyleri birlikte yapıp, birlikte koşmayı deneyimlemek istiyoruz. Hiyerarşik bir yapıyı istemiyoruz. Doğal olarak kulübün bu misyonla çıkması bize inanılmaz bir eşitlik hissi veriyor.
Tedarik Operasyonları Zinciri Müdür Yardımcısı
Ben ilk 3 sene kulüpte aktif olarak görev aldım, ilk senemde de aktif üyeydim. Bütün etkinliklere katılıp çeşitli görev bölümlerinde çalıştım. Daha sonraki senemde hali hazırdaki etkinliklere katılmanın yanında, kendime ait bir projem vardı. Bu projenin sponsorluğundan tanıtımına kadar her şeyinden ben ve diğer proje arkadaşımız sorumluydu. Doğal olarak proje yönetimini canlı olarak tecrübe etme fırsatı buldum. Salonun dolu olmasından, konuşmacının gelmesine, fuayede ürünlerin olmasına kadar her şeyi planlayıp yetiştiriyorduk çünkü etkinliğin zamanı ertelenmiyordu. Okulun salonlarının zamanları belliydi. Doğal olarak bu da bana iş hayatında çok büyük bir avantaj sağlamış oldu. Sonraki yıl Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptım ve Tanıtım ve Dış İlişkiler'den sorumluydum. Misyonumuz Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kariyer kulüpleri dendiğinde akla gelen ilk kulüplerden olmaktı. Daha öncesinde küçük bir kulüp algımız vardı. Bu algı yönetiminde de genel olarak sorumluydum. Bunun dışında kendi görevimin iş yoğunluğunu küçük sorumluluklara dağıtmak üzere uzun vadeli bir planlama yaptım.
Tedarik Operasyonları Zinciri Müdür Yardımcısı
Bir öğrenci kulübünde olan birisi arkadaşlarıyla birlikte iş yapmayı öğreniyor. Bir arkadaşınızla plan yapıp bir yere gitmek çok farklı bir şeyken, bir iş yürütüp arkadaşlığı zedelememek çok önemli diyebilirim. Burada dengeleri kurmayı öğrendiğiniz zaman iş dünyasında daha rahat oluyorsunuz. Çünkü aslında iş yaptığınız insanlarla da gününüzün en fazla saatlerini geçiriyorsunuz. Onlar da size aileniz kadar yakın olan insanlar oluyor. Yine aynı ilişki yönetimi burada da geçerli sayılıyor. Dolayısıyla orada öğrendiğiniz ilişkileri yönetmeyi en çok iş dünyasında kullanıyorsunuz. Bunun dışında zamanı planlamayı öğreniyorsunuz. Bu da iş dünyasında en çok ihtiyacınız olacak ve o kaotik iş yoğunluğundan çıkmanızı sağlayacak bir yöntemdir.
Gillette Türkiye ve Kafkaslar Marka Müdürü
Bu konuyla ilgili daha önce hocamın söylediği tek bir şeyi söyleyeceğim. Ben Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenmeyi öğrendim. İnsanoğlu hiçbir şeyi tam olarak bilemez ama öğrenmek istediği zaman nereye bakması gerektiğini, herhangi bir veri setine baktığı zaman bundan ne çıkarması gerektiğini bilmesi, birçok yetkinliğe ulaşabilmesine yardımcı oluyor. Makine Mühendisliği bölümünde belki Pazarlama ile ilgili çok bir şey öğrenmedim ama onlar bana doğru analiz etmeyi, bilgiye ulaşmak için nerelere bakmam gerektiğini öğretti.
Gillette Türkiye ve Kafkaslar Marka Müdürü
Yeditepe Üniversitesi Pazarlama bölümünde yaptığım yüksek lisansta, öğrendiğimiz yetkinliklerin literatür olarak çok da zengin olmayabileceğini düşünmüştüm. Pazarlama kitaplarında günlük hayatlarımızda çıkan sorunların nasıl anlatıldığını merak etmiştim. Bu yüzden böyle bir altyapımın olmasını istediğim için, Yeditepe Üniversitesi Pazarlama bölümünde yüksek lisans yaptım ve bunun da bana birçok şey kattığını düşünüyorum.
Kıdemli Marka Müdürü
Ürün Uzmanı
Mühendislik okumak istiyordum ve aldığım puan sonucu Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliğini kazandım. Aynı zamanda başka sektörlerde çalışma fırsatı sağlayacağı için bu bölümü tercih ettim. Çünkü Mühendislikten bir disiplin kazanıyorsunuz ve bu disiplin bütün hayatınıza yansıyor. Daha düzenli, daha analitik ve rasyonel oluyorsunuz. Ben kendimi bu şekilde eğitmek için Mühendislik seçtim. Boğaziçi Üniversitesi de bunun bir artısı oldu.
Ürün Uzmanı
En önemli şey aradığım şeyi bulmamdır. Eğitim süresince her şeyi önümüze sunmadılar ama bir şeye ihtiyacımız olduğunda aradığımız bilgiyi nerede bulacağımızı ve bu bilgiyi nasıl kullanacağımızı öğrettiler. Bu durum öğrenme hızını geliştirerek yol göstermeye yardımcı oldu ve bunun faydalarını Telekomünikasyon sektöründe çok görüyorum. Özellikle sektör değiştirmiş biri olarak söyleyebilirim ki bu şekilde aradığım bilgiyi kolayca bulabilmek kendi açımdan çok faydalı oldu.
Ticari Bütçe Planlama Müdür Yardımcısı
Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü çok iyi bir vizyon kattı. Bunun yanı sıra çok farklı insanlar tanıma fırsatı buldum. Takım çalışmasına olan yatkınlığım arttı ve ufkum oldukça genişledi.
Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri Direktörü
Yetenek Yönetimi Bölüm Müdürü
Operations Management Trainee
Kalite Yönetimi Birim Müdürü
Kurumsal Segment Pazarlama Direktörü
Kendime güvenmeyi ve çok daha sosyal olmayı öğretti. Boğaziçi Üniversitesi özellikle benim okuduğum dönemde %1’in girdiği bir okuldu. Devlet okulu olmasına rağmen çok revaçtaydı. Bizden sonra daha fazla özel okullar açıldı ve okul sayısı daha çok arttı. Boğaziçi Üniversitesi’nde okumam daha kolay staj bulup daha iyi tecrübeler kazanmamı, hazırlıktan sonra çalışma fırsatı bulabilmemi sağladı. Ekonomi bölümü de daha analitik düşünmeyi, günlük olayları daha iyi yorumlamayı öğretti. İstatistik ve Ekonomi gibi dersleri ben pek sevemedim. Dolayısıyla bunların iş hayatıma muazzam katkısı olduğunu görmedim ama Ekonomi mezunu olmak bana stratejik ve analitik düşünerek olayları yorumlamayı öğretti.
BSH Bölgesel İcra Kurulu Üyesi
İnsan Kaynakları Grup Müdürü

Sorular